Qu’est-ce Que C’est? (*)

Türkiye’de, Yüksek Öğretim Kurumu (YÖK) adı verilen, 12 Eylül Askerî Darbesi’nden sonra üniversitelerin başına lök gibi oturtulmuş bir kurum var, biliyorsunuz.

Bu YÖK‘çüler geçenlerde, Türkiye’de henüz öğrencisi olmayan Fransız Dili ve Edebiyatı ile Fransızca Öğretmenliği bölümlerine öğrenci alınmamasına karar verdiler.

Bu kısıtlama / yasağın açıklanan iki gerekçesi:

1- Fransa ile ‘mütekabiliyet’. Yani, bu ülkenin hiçbir üniversitesinde lisans düzeyinde Türk Dili ve Edebiyatı ya da Türkoloji bölümü bulunmayışı!

2Fransa’da, eski Cumhurbaşkanı Sarkozy, eski bakanlar, Yahudi ve Hristiyan cemaatleri temsilcileriyle yazarların da bulunduğu 300 kişinin imzasını taşıyan bir bildiriyle; Kuran’dan ‘şiddet ve Yahudi karşıtı düşünceleri yaydığı savıyla kimi ayetlerin çıkarılmasının’ istenmesi.

Qu’est-ce Que C’est? (*) yazısına devam et

Ulusal Bayram Coşkusu?

19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı haftasındayız. Tüm ulusumuza kutlu olsun.

Büyük Önder‘in, işgalci Batı’ya karşı başarılı olmuş ilk ve tek Kurtuluş Savaşı’nı başlattığı gün, 19 Mayıs 1919.

Biz bu satırları yazdığımız sırada, AKP’li Gaziantep Belediyesi ulusal bayramımızın adından, “Atatürk’ü Anma”yı çıkarmıştı. Onu, Atatürk sevmez egemen güçlerin sesi, öteki kimi kurum ve kuruluşlar izleyebilir.

Bu sevimsiz olasılık önce devlet kanalı TRT’yi akla getiriyor.

Köktendinci FETÖ’nün 15 Temmuz 2016 darbe girişiminden sonra üç aylığına OHAL ilan edilmişti, biliyorsunuz. Ama, 18 Nisan 2018’de yedinci kez uzatıldı.

OHAL, yönetime; halkımızın silahsız, saldırısız, toplantı ve yürüyüş yapma hakkından, haber alma özgürlüğünün kısıtlanmasına; Atatürk anıtlarına çelenk koymanın bile engellendiği ulusal bayram kutlamalarından, sinema sahne gösterilerine değin geniş bir alanda “yasaklama” yetkileri sunuyor.

Ulusal Bayram Coşkusu? yazısına devam et

Demokrasi Umudu

Milletvekili genel seçimleriyle cumhurbaşkanlığı seçiminin yapılacağı 24 Haziran’a doğru geri sayım hız kazandı.

Türkiye Cumhuriyeti’nin – kimi çevrelerce son yıllarda ısrarla karalanmaya çalışılan ulusal kahramanımız İsmet İnönü tarafından- çok partili düzene kavuşturulduğu 1946 yılından beri 72 yıl geçti.

Bu sürede yaşadığımız iyi kötü siyasal – sosyal deneyimler, bizi ‘demokratik olgunluk’ bakımından hangi noktaya getirdi, bunu önümüzdeki bir buçuk ay gösterecek. Yani seçimler öncesinde, sırasında ve sonrasında…

Demokrasi Umudu yazısına devam et

Gazetecilik Ağır Suç!

“Gazeteci dilediği gibi yazabilir. Eğer bir ülkede demokrasi varsa gazetecilik olmalıdır. Gazeteciliğin varlık nedeni, halk adına gücü denetlemektir. Anayasamıza ‘dördüncü güç’ olarak medyayı yazdırmak istedik ama kabul etmediler.”

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, 29 Nisan Pazar günü Marmaris’te yapılan Anadolu Medya Buluşması ve Yerel Medya Çalıştayı’nın açılışında yukarıdaki sözleri söyledi.

Dünya üçüncü bin yılı yaşarken Türkiye, ‘gazeteciliğin ağır suç sayıldığı’ bir dönemden geçiyor.

Gazetecilik Ağır Suç! yazısına devam et

23 Nisan Üzülüyor İnsan

Üç gün önce, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı‘nı kutladık.

Kutladık dedikse sözün gelişi; yine bir tür yasak savdık!

Dünyadaki tek çocuk bayramında, uzak – yakın kültürlerin minik temsilcileri rengârenk ulusal giysilerinin içinde ülkemizi egzotik bir çiçek bahçesine çevirirlerdi.

Çocuklar güzeldir; bunca kirlenmişliğin içinde sakız beyazı gülüşleri, aydınlık bakışlarıyla yaşamdan çaldıkları yılları yaşarlar.

Yoksa bu son tümcede de “di’li geçmiş zaman” mı kullanmalıydık?

Din adamı geçinen kimi sapkınların, çocuklarımızı topluma birer ‘cinsel obje’ gibi sunabildiklerini anımsayınca galiba öyle…

İşte, bu kişilerin sabuklamalarıyla (hezeyan) koşut olarak son yıllarda kanımızı donduran acı gerçekler yaşıyoruz.

23 Nisan Üzülüyor İnsan yazısına devam et